Showing posts with label mim. Show all posts
Showing posts with label mim. Show all posts

Wednesday, July 1, 2009

Velvet & Colours

Kadife & Renkler
{}
Styled by Robyn Glaser, found via Design Shimmer
{}
I just love the blue velvet sofa, and how the other colors pop on it. Velvet is considered to be a winter fabric but here it looks cool and fresh. The style of the sofa is begging to be upholstered with a rich shade of velvet. As much as I have a thing for velvet sofas and armchairs, not all colors look good on velvet. Fuchsia, turquoise, and other vibrant or jewel tones look great. You have to be careful about balancing it with fresher, simpler accessories and other items, that is unless you're into the Baby Phat / Juicy Couture /rhinestone tracksuit kitsch look. That look; I associate with Regina's mom in Mean Girls. Most greens look like mold, which probably isn't a look you would go for.
{}
Mavi kadife kanepeye de bayıldım, üzerinde diğer renklerin patlayışına da. Kadife aslında kışlık bir kumaş olarak düşünülse de burada çok ferah ve taze gözüküyor. Kanepenin tarzı zaten kadife ile kaplanmak için adeta yalvarıyor. Kadife koltuklara karşı bir zaafım olsa da aman dikkat, her renk kadifeye yakışmaz. Fuşya, turkuaz ve diğer canlı renkler ve mücevher tonları kadifede güzel duruyor. Kadife kullandığınızda onu ferah görünümlü aksesuar veya diğer eşyalarla dengelemek çok önemli. Örneğin mor bir kadife koltuk takımı, metalik işlemeler, parlak taşlar, veya mor yastıklar ve fuşya bir kanepe ile Mean Girls'te Regina'nın pembe kadife üstü taş işlemeli eşofman giyen anasından başka kimseye yakışmaz. Rüküş olur. Uzak durunuz. Ayrıca şahsi fikrim yeşilin, özellikle soluk yeşillerin kadifede küf gibi durduğu yönünde. Kim koltuğunun küf kaplı gözükmesini ister ki?
{}
Styled by Robyn Glaser
{}
Loving the quilts, however my main motive in posting this picture is to point out that it has almost the same color range as the first picture. Brick red, yellow, a vibrant blue, a softer shade of blue, subtle dark green, and white to make it very fresh.
{}
Patchwork örtüler muhteşem tabii ama bu resmi yayınlamaktaki esas amacım buradaki renklerin ilk resimdeki renk skalasıyla nasıl da benzerlik taşıdığını göstermek. Kiremit kırmızısı, sarı, canlı bir mavi, yumuşak bir mavi, göze batmayan koyu yeşil, ve hepsiniz taptaze bir şekilde bir arada tutan beyaz.
{}
Kuaför Mimi
{}
Bu mimi ben icat ederek Cindrella'ya önerdim ve tüm moda blogger'larına paslamasını rica ettim. Ama öyle havadan mim olmuyormuş, önce kendim yazmalıymışım.
Mimimiz şöyle:
Saç modelinin fotoğrafını çek, blog'a koy (istersen yüzünü maskele). Gittiğin kuaför, orada (varsa) tercih ettiğin eleman, kuaförün ortalama fiyatı, memnun olup olmadığın - bunları yaz. Memnuniyet için en büyük kıstaslar: 1- Senin istediğini tutturabiliyor mu, 2- Kesimden birkaç ay sonra saçların hala şekle şemale giriyor mu. Bu mim kuaför bulmakta sıkıntı çeken kızlara bir rehber olsun.
{}
Utana sıkıla açıklıyorum, geçen yıl Ağustos ayından beri kuaföre gitmedim. Yani benim kuaförüm tabiat ana! Saçımda boya yok. Uzunluğu neredeyse belime gelecek, hafif katlı. Fönümü de kendim çekiyorum. O yüzden resim koymamın bir manası yok. Arayı bu kadar açmadan önce 6 ayda bir gittiğim kuaför Suadiye Park Toni & Guy'daki Cem'di. Boya + kesim + fön 200 lira kadar tutuyor, arada cilaya gidersen bazen para almıyordu. Cep telefonumdan gösterdiğim minicik resimden bile ne renk istediğimi şıp diye anlıyor ve tam o tonu tutturuyordu, kesimi de 6 ay idare ettiğine göre son derece iyiydi, ve her zaman tam hayal ettiğim gibiydi. Çoğu kuaförün aksine sinirime dokunan ve saçıma b.k atan bir kişiliği de yoktu, aksine "saçların çok güzel, boyamasak mı" dediği bile olurdu. Fakat Cem'in benim hayatta gidemeyeceğim Beykoz tarafında bir yere tayini çıktı. Oradan kötü saçla çıkan görmedim, standartları gerçekten çok iyi ama ben Suadiye Park'takine gitmeye şu an cesaret edemiyorum çünkü duyduğum kadarıyla Toni & Guy'da benim ödediğimin iki-üç katına kadar çok uçuk rakamlar çıkabiliyor. Zaten bu yüzden kuaför arayışlarındayım. Açılırsa Makas'ı denemeyi düşünüyorum.
{}
Bu mimi Cindrella ve Jojee'ye paslıyorum. Jojee saçlarını okuduğu ilde kestiriyorsa ailemdeki tüm kadınları mutlu edecek!

Wednesday, February 18, 2009

Readers Nest

Okuyucunun Yuvası + Blog Ödülü


I love the Readers Nest bookshelf designed by WIS Design for David Design. It is very clever because the product is very subtle, hardly visible without the books, it makes sense when the books are added. It is surprisingly functionable too; you can place the book up side down on top of the shelf, and you will easily find the page where you stopped reading.

Adı Okuyucunun Yuvası anlamına gelen bu kitap rafını David Design için WIS Design tasarlamış. Ben çok sevdim ve akıllıca buldum çünkü ürünün kendisi göze çarpmayan, sade birşeyken kitaplar eklendiğinde anlam kazanıyor. Üstelik şaşırtıcı derecede fonksiyonel; okumakta olduğunuz kitabı üstteki rafa açık bir biçimde koyduğunuzda kaldığınız yeri kaybetmiyorsunuz.

Bu arada ben tembellik edip blog'umu ihmal ede durayım 3 sevgili blogger bana bu kıymetli ödülü layık görmüşler. Style Salad'ın sunthing'i, Kararsız Bir Kız ve Onun Kararsız Blogu'nun uyuzcadısı, Ev, Dekorasyon, Hobi'nin Aida'sı. Hepinize teşekkür ediyorum :)



Kurallara göre benim de 7 farklı blog'a paslamam gereken bu ödülü bana verenler gerçekten de bu ödülü hakeden harika bloglar. Aslında yan sütunumdaki blogların hepsini çok seviyorum ama rastgele seçelim bakalım:

Sanırım benim bildiğim bloglardan bu ödülü almayan kalmadı, gözden kaçan blog, veya ödüle layık görüp de henüz fazla tanınmadığını düşündüğünüz bloglar varsa siz de onları paylaşın.

Tuesday, February 10, 2009

Mim 2.0

{ Second tag post -only in Turkish. My treat for you is a link to The Deco Detective's post today, the image above along with lots of breathtaking photos can be seen right here. }

Aydan Atlayan Kedi beni Proust anketi ile mimledi. Gelsin sorular:

Sizi en çok üzecek olay?
Sevdiğim birini kaybetmek. Bu iyileşme imkanı olmayan bir yara.

Nerede yaşamak isterdiniz?
Sabit bir yerde yaşamak istemezdim. Birkaç ay ıssız bir adada, birkaç ay bir Avrupa şehrinde, birkaç ay ailemin evinde, birkaç ay bir ormanda, biraz kutuplarda, biraz Uzakdoğu'da.. Hep hareket halinde olayım isterdim.

Yaşayabileceğiniz en mutlu an?
Mutluluğun anlık birşey olmadığına, bir süreç olduğuna inanıyorum. Ama madem ütopik bir andan söz ediyoruz, o halde ölüm döşeğinde içsel yolculuğumu tamamlamış, olgunlaşmış ve gelecek adımı merakla, hazır bir şekilde karşılıyor olmak. Bu soruya "ölmek" cevabını veren başkaları da var mı acaba? :)

Hangi hataları hoşgörüyle karşılayabilirsiniz?
Bundan 5-10 yıl sonra esamesini hatırlamayacağım hataları.

En sevdiğiniz erkek karakter?
İşte beni en çok zorlayan sorulardan biri. Gandalf the Grey diyelim :)

En sevdiğiniz kadın karakter?
Of, çok zorlandım. Kitap ve filmlerde kendi başının çaresine bakan, akıllı, zarif, iradeli, güçlü kadınları seviyorum. Hangi birini yazayım...

Tarihteki favori kahramanlarınız?
Mucizeler gerçekleştirmiş, kitleleri ebediyen etkilemiş tüm peygamberler. Leonardo DaVinci. Yaşadıkları çağın ötesinde yeteneklere sahip, eşi benzeri bugüne dek dünyaya gelmemiş insanlar.

Gerçek hayattaki favori kahramanlarınız?
Aklıma gelmedi, sınırları yıkan, çerçevenin dışında düşünebilen tüm insanlar.

En sevdiğiniz ressam?
Michelangelo. DaVinci. Rönesans ve Barok dönemlere ait ressamlar; Rembrandt, Vermeer, Caravaggio.

En sevdiğiniz müzisyen?
Beni başka diyarlara götürebilen müzisyenler, belli biri yok. Müzik kültürüm acilen gelişmeli, kimbilir neler kaçırıyorum.

Bir erkekte en çok beğendiğiniz özellik?
Güçlü irade, keskin zeka, kendini yenileyebilmek, yaratıcılık, uzun boy/geniş omuz (özellikler manevi olacak diye bir kural yoktu değil mi?).

Bir kadında en çok beğendiğiniz özellik?
Keskin zeka, hayalperestlik, yaratıcılık, kelimeleri akıllıca kullanabilmek, zarafet.

En sevdiğiniz erdem?
Gözünü herhangi bir hedefe dikip bilinçli bir şekilde o yolda ilerleyebilme. Hırs değil de kararlılık diyelim.

Yapmaktan en mutlu olduğunuz iş?
Aylaklık etmek ve yemek yemek arasında kaldım. Stressiz, yavaş, tadına vara vara muhteşem yemekler yemek, yeni tatlar denemek olsun. Bir de bilgisayar oyunları oynamak.

Kimin yerinde olmak isterdiniz?
Yüzüklerin Efendisi, Yerdeniz, Belgariad, Harry Potter evrenlerinden birinde, ok atıp büyü yapıp kötülerle savaşan bir kahraman olmak isterdim.

Arkadaşlarınızda hangi özelliklerin olmasını istersiniz?
Hayalperestlik, önyargısızlık, temiz kalplilik.

Kendinizde gördüğünüz en temel eksiklik?
Asosyallik, erteleme huyu, kararsızlık. Kendime güvensizlik.

Hayatınızın en büyük şanssızlığı?
Çok şanslı bir insan olduğumu düşünüyorum. Çok şükür ki bu soruya vereceğim herhangi bir cevabım yok :)

En sevdiğiniz renk?
Her an değişiyor. Bu aralar mavim geldi.

En sevdiğiniz çiçek?
Japon süs kirazı. Kokusu için kasımpatı ve mimoza.

En sevdiğiniz kuş?
Doğada kendi düzeni içinde yaşayan tüm kuşlar, göçmenler, avcılar. Yalnız kırlangıçların sürüler halinde suya karınlarını değdirip tekrar göğe süzülmelerini saatlerce izlesem sıkılmıyorum.

En sevdiğiniz yazar?
İşte zor bir soru daha! Roald Dahl'ın yeri çok özel, onun dışında Tolkien, Brontë kardeşler, Italo Calvino.

En sevdiğiniz şair?
Şiir konusunda bilgili değilim. Aklımda yer eden sevdiklerim Fuzuli'nin Su Kasidesi, Oscar Wilde'ın The Ballad of The Reading Gaol'u.

Tarihte en sevmediğiniz karakter?
Hitler diyelim diye sormuşlar bu soruyu. İnat ettim, para hırsı ile sömürü yapan tüm şahsiyetler diyeceğim.

En çok isteyeceğiniz özellik?
Sihir yapma gücü. O olmuyorsa ışınlanma.

Nasıl ölmek isterdiniz?
Yaşlı, dinç, huzurlu olarak aniden.

Hayattaki sloganınız?
Rahat ol!

Şu anki ruh haliniz?
Bekleyiş...

Bu son soruyu Proust'a sorduklarında "Bu test için yarım saattir kendim hakkında kafa yorduğumdan dolayı sıkıntılı" yanıtını vermiş. Bunu göze alıp mimi yazıp yazmama, beni kurbağaya çevirip çevirmeme kararını da kendilerine bırakarak cadılara sataşıyorum, Hüp Cadısı ve Uyuz Cadı'yı mimliyorum.

Resim, The Deco Detective'den.