Showing posts with label designer. Show all posts
Showing posts with label designer. Show all posts

Tuesday, May 31, 2011

Recent Favorites

Son Zamanlardaki Favorilerim


Relumine by design duo Mischer'Traxler. Light saber staring contest.

Viyana'da faaliyet gösteren Mischer'Traxler ikilisinden Relumine. Işın kılıcı bakışma mücadelesi.


Vol 2 of 2008's mindblowing design Pivot, by Shay Alkalay of Raw Edges. I thought the original Pivot was such a genius piece of work, I'm glad there's a vanity/desk version now. 

Raw Edges'den Shay Alkalay 2008'de Pivot ile hayranlığımı kazanmıştı. Bu tasarım öyle dahiceydi ki bu şekilde tuvalet/çalışma masasına dönüştürülmesine sevindim. 


Tour Chair by Rui Alves. His has the coolest name for a studio ever; My Own Super Studio. If that doesn't show passion and enthusiasm, I don't know what does.

Rui Alves tasarımı Tour Chair. Ayrıca duyduğum en harika tasarım stüdyosu isimlerinden biri onunki; My Own Super Studio yani "Benim Kendi Süper Stüdyom". Bu isim mesleğine olan tutku ve hevesini göstermiyor mu?


Funnel Friends set of funnels by Roger Arquer. These are as poetic and emotional as a set of funnels can get. Not kitsch or anything like those "novelty" items by any means. I could not bring myself to put the tiny one in a different drawer from its "mom".

Roger Arquer tasarımı Funnel Friends huni seti. Bir huni seti ancak bu kadar şiirsel ve duygu yüklü olabilirdi. "Birşey şeklinde birşey" tarzında tasarımların düştüğü kitsch olma durumuyla uzaktan yakından alakası yok. En küçüğünü "annesinden" ayrı çekmeceye koymaya kıyamam!


Left, Plug, right, Tool Boxes by Line Depping. A very talented Danish designer.

Solda Plug (priz), sağda Tool Boxes (alet kutuları). İkisi de Danimarka'dan yetenekli tasarımcı Line Depping'e ait.


Knit stools by Claire-Anne O'Brien from Royal College of Art. It's like talent factory over there. One of my biggest disappointments in life is that RCA charges double their regular tuition fee for non-EU residents, boo!

Claire-Anne O'Brien'in örgü tabureleri. 


Market Table and Hanger Chairs by Philippe Malouin seen above in Dezeen's offices in The Surgery, London.

Philippe Malouin tasarımı Market Table (masa) ve Hanger Chair'ler (askı sandalye) yukardaki fotoğraflarda Dezeen'in Londra'daki ofisinde görülüyor.

Images 1 via Triangulation, 2 MocoLoco, 3 Designboom, 4 Dezeen, 5/6 Line Depping / Daily Tonic, 7-8 Dezeen.

Wednesday, February 10, 2010

Don't Turn Your Back On Pastoral Landscapes

Sırtını Pastoral Manzaraya Vermek
{}{}
Embroidery Chairs by Johan Lindstén. This is only one of the beautiful designs that the lucky bunch who are able to visit Stockholm Design Week 2010 can see in person. This might not exactly be what I consider as clever, simple, sophisticated design, but it is a chair that I certainly take pleasure in looking at, and would gladly have in my home.
{}
Johan Lindstén tasarımı Nakışlı Sandalyeler. Bu, Stockholm Tasarım Haftası 2010'u ziyaret edecek kadar şanslı insanların bizzat görebileceği güzel tasarımlardan yalnızca biri. Bu benim tam olarak zekice, basit ve sofistike olarak nitelendireceğim tasarımlardan değil belki, ama kesinlikle bakarken zevk aldığım ve evimde bulunmasından mutlu olacağım bir tasarım.
{}
{}
{}
From Dezeen.
Dezeen'den aldım haberi.

Sunday, May 31, 2009

Forever Fresh

Daima Taze
{}
What all these products have in common is that they have all been exhibited at Stockholm Design Week 09. Well yeah, I realise that wasn't last week but we're still in 2009 and these are so good that I believe they have a timeless quality.
{}
Bu yazıdaki ürünlerin ortak noktası, hepsinin Stockholm Tasarım Haftası 09'da sergilenmiş olması. Tamam, geçen hafta değildi ama sonuçta halen 2009'dayız, üstelik bu ürünler bence gelip geçici değil, zamansız tasarımlar.
{}
{}
"Crutch" table by Nicola Enrico Stäubli.
{}
Nicola Enrico Stäubli
tasarımı "Crutch (destek)" masa.
{}
{}
Four individual trestles are strapped together to form a table. It would work for any rectangular table top as long as the thickness matches.
{}
Masa tablasının köşelerine yerleştirilen dört ayrı ayak, tablanın altından birbirlerine bağlanıyor. Üstelik tablanın kalınlığı uyumlu oldukça istenen her boyuta uygulanabiliyor.
{}

{}
Because of my industrial design formation, I'm pro design sans conventional assembly. Just the thought of how efficiently this table can be transported makes me drool :) I guess innovative assembly for industrial designers is what great typefaces are to graphic designers
{}
Endüstriyel tasarım formasyonumun etkisi yüzünden geleneksel olmayan birleştirme yöntemleri beni cezbediyor. Bu masanın toplu nakliyesinin ne kadar verimli olacağı düşüncesi bile ağzımı sulandırmaya yeter :)
{}
{}
"Necklace and Clothes" by Hung Ming Chien. It is visually stunning, and I could really use something like this for those clothes that are too dirty for the closet but too clean for laundry basket. I think it's the design of the hangers that make this so stylish. Still, I have to admit I'm tempted to string some large wooden beads and totally DIY this.
{}
"Kolye ve Giysiler", Hung Ming Chien tasarımı. Görüntü olarak büyüleyici, üstelik odamda birikip duran,gardrop için fazla kirli ama kirli sepeti için fazla temiz kıyafet yığınlarını kontrol altına almama yardımcı olabilir. Aslında bunu bu kadar tarz yapan şey askıların tasarımlarının güzelliği, yine de içimden misinaya kocaman tahta boncuklar dizerek bunu kendi çapımda uygulamak geçiyor.
{}
{}
Note to the designer Hung Ming Chien: your website needs an "about" page and your mini biography because I couldn't even find your name there.
{}
{}
"w093w"- Halogen IRC wall lamp by studioilse for Wästberg. This lamp, along with this one, is my favorite lamp lately. The simplicity is divine.
{}
"w093w" Halojen lamba Wästberg için studioilse tarafından tasarlanmış. Bu lamba, studioilse'ye ait bu lamba ile birlikte bu aralar en beğendiğim lamba tasarımı.
{}
{}
Marie-Louise Gustafsson's "Come Rain or Come Shine" lamp designed in collaboration with Daniel Franzen.
{}
Marie-Louise Gustafsson'un Daniel Franzen ile birlikte tasarladığı "Yağ Yağmur ya da Parla Güneş" lamba.
{}
{}
"Family Chairs" by Lina Nordquist for Design House Stockholm.
{}
Design House Stockholm için Lina Nordquist'in tasarladığı "Aile sandalyeler(i)".
{}
{}
Ideal for mixing and matching, huh?
{}
Karıştırıp yakıştırmak için ideal değiller mi?
{}
{}
"Button Stool" by Josef Frank. I think Ikea's new PS collection took some inspiration from Josef Frank, who died in 1967. For example the button stool in the above picture is very similar to this new Ikea PS stool, and this cabinet of his seems to be the inspiration of this Ikea one.
{}
Josef Frank tasarımı "Düğme Tabure". Bence Ikea'nın yeni özel tasarım PS koleksiyonu 1967'de ölen Josef Frank'ten ilham almış olabilir. Mesela yukarıdaki düğme tabure Ikea'nın bu yeni PS taburesine, Frank'ın bu büfesi ise Ikea'nın bu yeni büfesine ilham kaynağı olmuş olabilir.
{}
{}
"Kanteleen Kutsu" pattern by Sanna Annukka for Marimekko.
{}
Marimekko için Sanna Annukka tarafından tasarlanmış "Kanteleen Kutsu" adlı desen.
{}
{}
"Kanteleen Kutsu". You know how people get tattoos of Koi fish, or Indian style animals? I think they should consider Finnish mythology animals too. These days I'm very curious about Finnish myths, apparently Tolkien took a lot of inspiration from it when writing The Lord of the Rings.
{}
"Kantellen Kutsu". Hani insanlar Koi balıklarının ya da Kızılderili stili hayvanların dövmelerini yaptırırlar ya? Bence Fin mitolojisindeki hayvanları da bir düşünsünler. Bu günlerde Fin mitlerini merak etmeye başladım, okuduğuma göre Tolkien Yüzüklerin Efendisi'ni yazarken en çok Fin mitolojisinden ilham almış.
{}
{}
The "Ihmemaa" print shows the landscape of Kaleva, the Land of Heroes, and Lake Alue, in whose depths a whitefish has swallowed fire fallen from the heavens.
{}
"Ihmemaa" deseni, Kaleva'nın tabiatını, Kahramanlar Diyarı'nı, ve derinliklerinde beyazbalığın göklerden düşmüş ateşi yuttuğu Alue Gölü'nü gösteriyor.
{}
I hope you enjoyed this little wrap-up of Scandinavian delight.
{}
Umarım İskandinav güzelliklerinden bir araya topladıklarım hoşunuza gitmiştir.
{}
My post ends here, but I received an e-mail from a (possibly former) reader, E. :
{}
"Alis, it may be time for you to give up your blog. People post daily but you haven't said a word since April 22. Hope you are not having health problems."
{}
While I don't see the point of giving up a blog (it's not like we're paying rent or anything), I admit I'm not the most devoted blogger and I do feel like I need to adress my infrequent updating.
{}
Dear E., thank you for your concern. Thankfully I'm not having health problems. I'm just kicking back after a very stressful month of April. I admire and love all the bloggers who come up with daily posts, but I post either when I come across something that I think is worth archiving, or simply when I feel like it. I believe in quality over quantity. Believe it or not, I don't even check my analytics. This blog serves as my online base. It's a hobby, not a service. Even if no one read it, I still wouldn't give it up. On the other hand, anyone who finds my blog worth visiting makes me happy, any comment you leave totally makes my day. If you like my blog, you can subscribe so you won't have to lose time checking it when there are no updates.
{}
Bu arada, yabancı bir (muhtemelen ex) okuyucumdan bir e-mail aldım. Diyor ki:
{}
"Alis, belki de artık blog'unu bırakmanın vakti gelmiştir. İnsanlar her gün post yapıyor, sense Nisan 22'den beri tek kelime etmedin. Umarım sağlık problemleri yaşamıyorsundur."
{}
Ben de ilgisine ve endişesine teşekkür ederek ona cevap yazdım. Başka böyle düşünenler de olabilir diye buradan yazıyorum. Çok şükür ki sağlık sorunları yaşamıyorum. Sadece yoğun ve stresli geçen bir Nisan ayından sonra kendimi rahat bırakıyorum. Her gün yeni post hazırlayabilen insanları takdir ediyorum ama ben yalnızca arşivlemeye değer gördüğüm birşeylere rastladığımda, veya keyfim geldiğinde post hazırlıyorum. Nitelik, benim için nicelikten üstün. İnanır mısınız bilmem ama blog istatistiklerimi bile takip etmiyorum. Burası benim sanal üssüm. Bu blog bir servis değil, bir hobi. Dolayısıyla hiç kimse okumasa bile blog'umu kapatmazdım. Öte yandan blog'umu ziyarete değer bulup bir de üstüne yorum bırakanlar beni çooook mutlu ediyor, eğer siz de blog'umu beğeniyor ama güncellemelerin nadir olmasına sinir oluyorsanız abone olabilirsiniz, böylece güncellendiği zaman haberiniz olur, ayrıca kontrol ederken vakit kaybetmemiş olursunuz.
{}
All images from Designboom's Stockholm Design Week 09 coverage.
Tüm resimler Designboom'dan.

Thursday, August 14, 2008

Alexander Wang

Alexander Wang
{}
Everyone who knows me knows I have a soft spot for androgenous far-eastern boys. I have an even softer spot for simple but striking clothes with a fetish edge. So you see, Alexander Wang is appealing to me on so many levels! I have been stalking The Selby hourly since he put up the "Coming up soon: Alexander Wang" sign, he finally posted it!
{}
Uzakdoğulu androjen oğlanlara karşı bir sempatim var. Özellikle modadan anlayanlara. Basit ve sade ama vurucu giysilere karşı daha da büyük bir sempatim var. Anlayacağınız moda tasarımcısı Alexander Wang (bazı parçalarını Vakkorama satmaya başladı) bana birçok bakımdan hitap ediyor. Fotoğrafçı Todd Selby, blog'u The Selby'de "Çok yakında: Alexander Wang" yazdığından beri saat başı açıp açıp bakıyordum. Nihayet karşımızda, Alexander Wang'in ofisi!
{}
Yo, Wang,
{}

Please pick me as your muse. I asked Marc a couple of years back, he said no, and look at him now, he totally lost his mojo, and it might have something to do with his karma catching up with him because of the incredible amount of hopeless longing he has caused me. I will work for only being allowed to wear these shoes around the office. Think of me as your oompa-loompa.
{}
Hey Wang, baksana... Beni ilham perin yapsana... Birkaç yıl önce Marc Jacobs'a sordum, istemedi beni, bak şimdi kaybetti o cinliğini, ki buna kıyafetlerinin bende yarattığı ümitsizce arzulamanın kötü karma olarak kendisine dönmesi sebep olmuş olabilir. Şu aşağıdaki ayakkabıları ofiste giyme karşılığı çalışırım seninle.
{}



Oooh...the shoes. They made me break my strict no-fashion-pictures-on-this-blog rule.
{}
Aaahh şu ayakkabılar. Bana çok katı bu-blog'a-moda-fotoğrafı-koymak-yok kuralımı bozdurdu.
{}


As for the place. First of all, I really like the space. The high ceilings, tall windows, plaster walls along with the dark floors are strikingly beautiful. The pillars are stunning. These features contrast very well with cleverly implemented industrial style light fixtures, and create the airy and unfinished feeling of a photography studio. Please note that he only broke the monochromatic color scheme with gold or brass elements. The gold/brass help create depth by becoming focal points, and add a little luxury, still within the general "contrast" look of the place.

Mekana gelirsek. İlk olarak, yapıyı çok sevdim. Yüksek tavanlar, kocaman pencereler, alçı kaplamalı duvarlar, kopkoyu yerler, hepsi harika. Sütunlar büyüleyici güzellikte. Bu özellikler, akıllıca yerleştirilmiş endüstriyel stildeki aydınlatma elemanlarıyla güzel bir kontrast oluşturuyor. Dikkatinizi çekerim, siyah-beyaz renk skalasını yalnızca altın veya pirinç metaliklerle bozmuşlar. Altın/pirinç monokrom mekanda odak noktası haline gelerek derinlik oluşturuyor, mekanın "kontrast" temasının içerisinde biraz da lüks katıyor.
{}

Love the details on the pillars, and the ceiling. Again, great contrast with the exposed pipes.
{}
Sütunlar ve kartonpiyerlere bayıldım. Bakınız, tavandaki açık boru sistemi ve endüstriyel lamba ile nasıl da kontrast bunlar.
{}


Wang himself sitting on a gorgeous marble table. The luxurious marble is on the same "team" as the gold furniture, just like the industrial light fixtures are on the same team as the exposed pipes. This means that if you were to go for a similar look at your place, you could keep adding needed elements to each team, without creating clutter and compromising the airy feeling of course.

Wang muhteşem mermer bir masaya oturmuş. Parlak, lüks mermer yüzeyler, altın mobilyalarla aynı "takım"da, tıpkı endüstriyel lambalarla açıktaki boruların aynı takımda olduğu gibi. Bu da şu demek, evinizde benzer bir hava yartmak istiyorsanız, ihtiyacınız olan eşyaları bu "takım"lara ait olacak şekilde bölüştürebilirsiniz. Fazla ıvır zıvır ile mekanın açıklık hissini bozmamak kaydıyla tabii.

{}

{}
My taste in fashion and decor is very different. In decor I like romantic, feminine, soft styles, but in fashion I like simple things made with luxurious fabrics, things that have a dark edge, and a whole different color scheme than I would prefer in my home. Alexander Wang's office may not be the place I love the most, but it definitely holds elements that appeal to the both ends of my taste.
{}
Aslında benim modada ve dekorasyonda sevdiğim tarzlar oldukça farklıdır. Dekorasyonda romantik, feminen, yumuşak stiller, modada ise biraz karanlık, sade, keskin, lüks severim, ve giydiğim renkler ile dekorasyon yapmayı düşünmem (bunun tam tersi de geçerli). Alexander Wang'in ofisi en beğendiğim mekan olmayabilir ama benim iki yanıma da hitap eden öğeler barındırdığı kesin.
{}

Not too crazy about the table (I would prefer a raw, rustic wood workbench style table) or the cabinets, but I do like the hanging and standing lamps.

Masaya (ben ham ahşaptan çalışma tezgahı tarzı birşeyler seçerdim) veya dolaplara pek bayılmadım, ama lambader ve avizeyi çok sevdim.
{}


{}
I'm completely in love with the pillars! And how the simple black frame looks next to it! Also, I have been eyeing bar carts since this post on {this is glamorous}. Looks like Wang has scored a nice one.
{}
Sütunlardaki doku detayları gerçekten büyüleyici. O dümdüz siyah çerçeve nasıl da yakışmış yanına! Bu arada, "bar cart" denen, genelde üzerine içki şişeleri ve bardaklar konan bu servis arabaları {this is glamorous}'ın bu yazısından beri dikkatimi çekiyor. Wang de güzel bir tane bulmuş kendine.
{}

{}
Ah, the windows make me grind my teeth. There are no apartments in Turkey with such large windows. Not any I can afford, anyway.
{}
Şu pencerelerin kocamanlığı bana dişlerimi gıcırdattırıyor. Bizim memleketimizde niye böyle cömertçe ışığı davet eden pencereler yapmazlar? Nişantaşından başka yerlerde yani.

Sunday, May 25, 2008

Tales From A Land Far, Far Away

Uzak Diyarlardan Öyküler
bosluk

bosluk
"I'm interested of visual story telling, and I try to achieve to create some sort of illusion of a on going story for the viewer. I was growing up in Finland where you are surrounded by wilderness. And thats where my imagination comes from - The forests and animals." says Klaus Haapaniemi. He is the designer of these gorgeous series for Iittala, and they are called "Taika", which apparently means "magic" in Finnish.
bosluk
"Görsel hikayeler anlatmak ilgimi çekiyor ve izleyen için süregelen bir öykü ilüzyonu yaratmaya çalışıyorum. Finlandiya'da büyüdüm, ki orada vahşi doğa ile çevrilisinizdir. Hayal gücüm oradan geliyor - ormanlardan ve havyanlardan." diyor Klaus Haapaniemi. Efsanevi İskandinav seramik/poselen markası Iittala için "Taika" isimli bu seriyi yaratmış Klaus. Bu arada, Fince "taika", "sihir" anlamına geliyormuş.
bosluk

bosluk
Everyone who knows me I have an undying love for all things that belong to a fantasy world, and all things related to animals. So these magical series of dinnerwares are just my cup of tea.

Beni tanıyanlar fantezi dünyasına ait olgulara ve hayvanlara karşı ölümsüz bir aşk beslediğimi bilir. O yüzden bu büyülü tabak-çanaklar tam da benim dişimin kovuğuna göre.

bosluk

bosluk

bosluk
The London-based Finnish designer's works are often influenced by folklore. He often uses surreal animals and elements in his prints. You can read a full interview with him here, and buy the Taika dinnerware here.

Londra'da yaşayan Fin tasarımcının işleri sıklıkla halk masallarından izler taşıyor. Desenlerinde sürreal öğeler ve hayvanlar kullanıyor. Onunla yapılmış güzel bir röportaj burada (ingilizce-japonca), Taika serisinin satıldığı yerlerden biri ise burası. Türkiye'de şu an Iittala ürünleri satan bir yer olup olmadığını bilmiyorum, bileniniz varsa paylaşmaktan çekinmesin.

Thursday, May 22, 2008

Leaves of the Past

Geçmişin Yaprakları
bosluk

Masonite tiles by Folkform.
bosluk
Folkform'un masonite karoları.
bosluk
Folkform design studio in Stockholm, Sweden is owned and run by industrial designers Anna Holmquist and Chandra Ahlsell. They work with the local factories in the small village of Rundvik in Vasterbotten in the very north of Sweden. They believe globalisation has given rise to a new local dimension in design.
bosluk
Stockholm, İsveç'teki Folkform tasarım stüdyosu, Anna Holmquist ve Chandra Ahlsell adındaki iki endüstriyel tasarımcıya ait. İsveç'in kuzeyindeki Rundvik adlı küçücük bir köyde, yerel atölyelerle çalışıyorlar. Globalleşmenin tasarımın yerel boyutuna yeni bir önem kazandırdığına inanıyorlar.
bosluk

A butterfly finding it's eternal place.

Kelebeğin sonsuzluğa ulaştığı yer.
boslboslukuk

bosluk
The tiles and table of Folkform are made of a kind of hardboard called "masonite" boards. The difference between masonite and the other composite wood materials is that no formaldehyde-based resins are used for its production; the fibers are obtained using steam, and pressed with heat. It's completely organic, and because it's made of long wood fibers, it's very durable. I really appreciate the simple and environment-friendly characteristics of this material. It's an example that we can replace "bad" materials with "green" ones through design. Anyway, Folkform takes this simple material, and presses it with flowers and (already dead) butterflies. So you have a 100% organic, sophisticated material. These tiles and table remind me of the timelessness of fossils, or a flower we had put inside a book only to find it many years later.
bosluk
Folkform'un karoları ve masası, "masonite" denilen bir çeşit suntadan yapılıyor. Bu "masonite"ın diğer sıkıştırılmış ahşap levhalardan farkı, uzun ahşap liflerden yapıldığı için dayanıklılığının çok yüksek olması ve daha önemlisi yapımında form-aldehit içeren reçineler yerine yalnızca buhar ve ısı kullanılıyor olması. Yani "yeşil" bir malzeme olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Neden mi bunları anlatıyorum? Yalnızca tasarım yolu ile "kötü" materyalleri çevre-dostu olanlarla değiştirebileceğimize dair çok iyi bir örnek olduğu için. Folkform, işte bu malzemeyi gerçek çiçekler ve (önceden ölmüş) kelebeklerle presliyor. Bu şekilde %100 organik, süslemeleri bile katkı içermeyen yepyeni bir malzeme elde ediyor. Fosilleri, veya bir kitabın arasına koyup da yıllar sonra bulduğumuz bir çiçeğin zamansızlığını anımsattı bunlar bana.

boslu8k
Source
bosluk
Kaynak

Monday, April 21, 2008

Fresh Out of the Oven

Fırından Yeni Çıktı
bosluk
S for Sweet...
bosluk
Sevimlinin S'si...
bosluk
I got a Turkish comment (which is rare), so as usual I click click clicked to see who the commenter was, and to my surprise I discovered a lurking talent. Baris Gun Sahin is a senior art student, he's studying Traditional Turkish Handcrafts. His work is just adorable, he has a modern take to the traditional Turkish tile art. Now, design business in Turkey is nothing like what it is in the USA. People are lucky if they can find corporate jobs, freelancing is a distant dream, and being an indie designer is unheard of (unless you have relatives amongst the few 'famous' designers. Baris is selling his work on Etsy, which I thought no one in Turkey really knew about. So, imagine my joy and surprise when I discovered this indie artist who is on such a brave path and has great work. Click here for his Etsy shop where he sells his hand-painted one of a kind work.
bosluk
Blog'uma Türkçe bir yorum aldım (ki bu çok nadir oluyor), ve her zamanki gibi 'kimmiş??' diye tıklayıverdim. Bir de ne göreyim, gizli kalmış bir yetenek. Barış Gün Şahin Mimar Sinan'da Geleneksel Türk El Sanatları bölümünde okuyor. Kendi stüdyosunu kuracak kadar cesur, satışlarını ise aslında el işlerinin satıldığı çok büyük bir site olan, ama nedense Türkiye'de pek bilinmeyen Etsy'den yapıyor. En güzel tarafı ise el boyaması işleri gerçekten orijinal, sevimli ve zevkli. Keşke ülkemizde böyle kendi halinde yaratıcı işler yapan daha çok bağımsız çalışan tasarımcı olsa. Barış Gün Şahin'in Etsy dükkanı için buraya tıklayın.

bosluk

bosluk
bosluk
Pink glaze- yummy!
bosluk
Pembe sırlı çukur tabak favorim.
bosluk

bosluk
Black flowers bowl.
bosluk
Siyah çiçekli kase.
bosluk

bosluk
Just He / Just She bowls.
bosluk
"Just He / Just She" kaseler.
bosluk

bosluk
Dragonfly coffee cups.
bosluk
Yusufçuk kahve fincanları.
bosluk

bosluk
Two side blue bird cups. They are coffee cups, but they make me want to drink sake. With sushi on the side and matching red chopsticks.
bosluk
İki taraflı mavi kuşlu fincanlar. Bunlar aslında kahve fincanları, ama benim içimden bunlarla saki içmek geliyor, yanında suşi ve uyumlu kırmızı çubuklarla.
bosluk

bosluk
Blue-blanc style bowl, one of his more traditional designs.
bosluk
Mavi-beyaz kap, daha geleneksel tarzda tasarımlarından biri.

Saturday, April 12, 2008

A Feast For The Eyes

Gözlere Bayram
&
It is not easy to choose the right china for home (at least for me), as there are so many beautiful options around. But, sometimes, "love at first sight" make it quick and painless. It is especially true for Jasper Conran's simple, elegant and beautiful designs for Wedgewood. Love them all.
&
Etrafta bir dolu seçenek varken doğru porselen takımı seçmek her zaman çok kolay değildir (özellikle de benim için). Ama, bazen "ilk görüşte vurulur" "bu o" dersiniz, karar hızlı ve kesindir. Jasper Conran'ın Wedgewood için tasarladığı porselenler öyle sade, zarif ve güzeller ki, tek kelimeyle "bayıldım."
&

&
"Colors." No, this is not candy, this is just lovely.
&
"Colors/Renkler." Hayır, şeker değil, ama çok şeker.
&
&
I wish we had room for them all!
&
Keşke hepsi için yerimiz olsaydı!
&
&
"Blue butterflies" and roses, for peaceful summer afternoons.
&
"Mavi kelebekler" ve güller, yaz mevsiminin sakin ikindileri için.
&
&
"Chioniserie Green" bowl is a"must have" for bowl freaks.
&
"Chinoserie Green/ Chinoserie Yeşil" kase, özellikle de kase delileri için bir mecburiyet.
&
&
Another lovely bowl option "Casual."
&
Bir diğer güzel kase seçeneği "Casual/Gelişigüzel."
&

&
From "Chinoserie Green and White" collections.
&
"Chinoserie Green and White/ Chinoserie Yeşil ve Beyaz" kolleksiyonlarından.
&