Showing posts with label sarı. Show all posts
Showing posts with label sarı. Show all posts

Thursday, June 2, 2011

Lemonade

Limonata


These summer photos are from stylist Cia Wedin's portfolio. Green, yellow and white - such a refreshing combination. Just like a big, icy glass of lemonade. Speaking of lemons, isn't that bedding above very Stella McCartney S/S 2011? It looks so good against that glossy black lamp, and the raw wood chair softens the look.

Bu yazlık kareler stilist Cia Wedin'in portfolyosundan. Yeşil, sarı ve beyaz - ne kadar ferah bir kombinasyon. Bol buzlu kocaman bir bardak limonata gibi. Limon demişken, üstteki resimde görülen nevresim takımı aynı Stella McCartney İlkbahar/Yaz 2011 havasında değil mi? Parlak siyah lamba ile nefis bir tezat yaratıyor, ham ahşap sandalye ise ortamı yumuşatıyor.




Yellow blooms in a green glass vase, yes please!

Yeşil cam vazoda sapsarı çiçekler!



That citrus print fabric again. / Gene o limon desenli kumaş.



All images from Cia Wedin's portfolio.

Tuesday, May 31, 2011

Recent Favorites

Son Zamanlardaki Favorilerim


Relumine by design duo Mischer'Traxler. Light saber staring contest.

Viyana'da faaliyet gösteren Mischer'Traxler ikilisinden Relumine. Işın kılıcı bakışma mücadelesi.


Vol 2 of 2008's mindblowing design Pivot, by Shay Alkalay of Raw Edges. I thought the original Pivot was such a genius piece of work, I'm glad there's a vanity/desk version now. 

Raw Edges'den Shay Alkalay 2008'de Pivot ile hayranlığımı kazanmıştı. Bu tasarım öyle dahiceydi ki bu şekilde tuvalet/çalışma masasına dönüştürülmesine sevindim. 


Tour Chair by Rui Alves. His has the coolest name for a studio ever; My Own Super Studio. If that doesn't show passion and enthusiasm, I don't know what does.

Rui Alves tasarımı Tour Chair. Ayrıca duyduğum en harika tasarım stüdyosu isimlerinden biri onunki; My Own Super Studio yani "Benim Kendi Süper Stüdyom". Bu isim mesleğine olan tutku ve hevesini göstermiyor mu?


Funnel Friends set of funnels by Roger Arquer. These are as poetic and emotional as a set of funnels can get. Not kitsch or anything like those "novelty" items by any means. I could not bring myself to put the tiny one in a different drawer from its "mom".

Roger Arquer tasarımı Funnel Friends huni seti. Bir huni seti ancak bu kadar şiirsel ve duygu yüklü olabilirdi. "Birşey şeklinde birşey" tarzında tasarımların düştüğü kitsch olma durumuyla uzaktan yakından alakası yok. En küçüğünü "annesinden" ayrı çekmeceye koymaya kıyamam!


Left, Plug, right, Tool Boxes by Line Depping. A very talented Danish designer.

Solda Plug (priz), sağda Tool Boxes (alet kutuları). İkisi de Danimarka'dan yetenekli tasarımcı Line Depping'e ait.


Knit stools by Claire-Anne O'Brien from Royal College of Art. It's like talent factory over there. One of my biggest disappointments in life is that RCA charges double their regular tuition fee for non-EU residents, boo!

Claire-Anne O'Brien'in örgü tabureleri. 


Market Table and Hanger Chairs by Philippe Malouin seen above in Dezeen's offices in The Surgery, London.

Philippe Malouin tasarımı Market Table (masa) ve Hanger Chair'ler (askı sandalye) yukardaki fotoğraflarda Dezeen'in Londra'daki ofisinde görülüyor.

Images 1 via Triangulation, 2 MocoLoco, 3 Designboom, 4 Dezeen, 5/6 Line Depping / Daily Tonic, 7-8 Dezeen.

Sunday, July 11, 2010

Fruit Cocktail

Meyve Kokteyli
{}
{}
I don't check out Elle Interiör Sweden as often as I should, because it's, well, in Swedish. But when the impeccably tasteful Emma links, I click. I'm utterly in love with this freshly styled feature.
{}
Elle Interiör İsveç'i gerektiğince sık kontrol etmiyorum sanırım, haliyle İsveççe olduğundan. Ama kusursuz zevk sahibi Emma link'lerse, ben de click'lerim arkadaş. Bu taptaze, ferah mı ferah çekime tüm kalbimle aşık oldum.
{}
{}
I love every single item but the "Woody" shelving by Hay and "Joy" pouf from Moroso are the keys to this look I think.
{}
Kullanılan tüm ürünlere bayıldım fakat Hay marka "Woody" raf sistemi ile Moroso "Joy" serisinden puf bence bu görünümü oluşturan anahtar parçalar olmuş.
{}
{}
{}
Josef Frank's rattan sofa from the 1930s for Svenkst Tenn. Bamboo/rattan garden sets used to be so fashionable in Turkey that everyone had one in their balconies. Now I don't see them anymore. Teak is the new rattan.
{}
Josef Rank'ın Svenkst Tenn için 1930'larda tasarladığı bambu kanepe. Bambu setler de bir ara amma modaydı, değil mi? Şimdi varsa yoksa tik.
{}
{}
Cherry & lemon together; done before but still refreshing. All happy spaces have to have pink.
{}
Vişneyle limon daha önce de birlikte kullanıldı, ama halen taptaze ve ferahlatıcı. Mutlu mekanlarda pembe şart galiba.
{}
{}
Göre göre bıktığımız Türk halılarını taşlasak mı ne?
{}
Check out Elle Interiör to see where each item is from!

Wednesday, June 24, 2009

Sunny Palette, Raw Wood

Güneşli Skala, Ham Ahşap
{}
{}
Dear Katrin Arens, are you looking for a personal chef with limited cooking abilities? Your kitchen in Lombardy makes me so happy that I wouldn't mind spending multiple hours each day admiring its rustic aesthetic (and fixing something for you to eat, of course).
{}
Dear readers, I'm desperately into the raw wood thing. I wanna reclaim me some wood. But despite the long hours I keep at the shore waiting for it to "drift" to me, and also despite digging some nearby rubbles, and despite keeping an eye on the neighbours' garbage, I can't find any wood to reclaim. We don't have any old barns nearby with wooden flooring waiting for me to tear off. I am considering buying new lumber and throwing it at our yard and leave it to rot for a couple of years. Would that work?? Is there a way to achieve this look?
{}
Sevgili Katrin Arens, yemek yapma kabiliyeti kısıtlı bir kişisel şef arayışında mısın? Lombardia İtalya'daki mutfağının ham estetiğine hayran hayran bakarak hergün birkaç saat geçirmeye hiç itirazım olmaz (merak etme yiyecek birşeyler de hazırlarım elbet).
{}
Sevgili okuyucular, şu ham ahşap olayına bayılıyorum. Eskimiş ahşapları değerlendirmek istiyorum. Tek sorun denizden sürüklenmiş gibi görünen ahşaplar, kıyılardaki çaresiz bekleyişlerime rağmen sürüklenmek bilmiyorlar. Eşelediğim moloz yığınlarından da çıkmıyorlar. Komşunun alıcı gözle süzdüğüm çöpünden de. Etrafta ahşap yer döşemeleri tarafımdan sökülmeyi bekleyen eski ahırlar da yok. Yeni kereste alıp birkaç yıl bahçeye atmayı düşünmekteyim. İşe yarar mı bu? Bu görüntü nasıl elde edilir??
{}

Monday, June 1, 2009

Come Shine

Parla Güneş
{}

{}
Lovely Marion Cotillard, for Elle France I believe.
{}
Güzeller güzeli Marion Cotillard, sanıyorum Fransız Elle için poz vermiş.
{}
{}
Such a nice grouping to do with yellow flowers, or any color.
{}
Sarı çiçeklerle yapılabilecek çok hoş bir gruplama. Aslında herhangi bir renkle olur ama benim canım sarı çekti.
{}
Debi Treolar
{}

Joanna Henderson
{}
Check out the tea cosy.
{}
Çaydanlık kıyafeti çok şirinmiş.
{}
I have always been in love with glass houses. My dream house has a glass winter garden.
{}
Cam evleri her zaman çok sevmişimdir. Rüyalarımın evinde camdan bir kış bahçesi var.
{}
Debi Treolar
{}
{}
My birthday is coming up, I wish someone would throw an afternoon garden tea party with a frilly dress code and obligatory hats, and invite all my friends who I haven't seen for months.
{}
Doğumgünüm yaklaşıyor, keşke birileri bana bahçede bir akşamüstü çay partisi düzenlese, partiye fırfırlı cici kıyafetler ve şapkalarla katılmak şart olsa, aylardır görmediğim arkadaşlarımı davet etse.
{}
Anders Gramer
{}
Life is beautiful when I get my daily dosage of daydreaming.
{}
Günlük hayal kurma dozajımı aldıkça hayat güzel.
{}
Ve şimdi sayın seyirciler, kafamı kızdıran birkaç mevzu:
{}
1- Yüksek lisans tezimi teslim ettim ve jüri görüşmem de gerçekleşti. Tabii ki (daha önce de yalnızca "İçindekiler" kısmına göre fikir yürüten danışmanım dahil) tüm jüri üyeleri tezin kapağını ilk kez o an kaldırdılar. Tezin içeriğinden neredeyse tamamen bihaber olarak pişkin pişkin konuyu beğendiklerini söyleyip "İçindekiler"e bakarak 3 ay düzeltme verdiler. Peki ben ne vereyim bu tembel, umursamaz jüriye? "Düzeltin kendinizi!" buyursam bir işe yarar mı? Akademisyenlerin %99'una zerre kadar saygım yok doğrusu, yan gel yat, oh ne rahat hayat. Üniversite taifesi dışarıdan ne kadar bilmiş gözüküp ahkam kesiyorsa, içi o kadar boş demekmiş.
{}
2- Gün geçmiyor ki sokaktaki sıradan insanın iyi ile kötü arasındaki o ince çizgiyi nasıl da farkına varmadan geçip durduğunu gösterecek bir olayla karşılaşmayayım. Elif Şafak'ın Aşk'ını okuyup kendimi Tebrizli Şems'in öğretileriyle telkin edip durmasam sanırım bir ejderha gibi ateş kusup yanardağ gibi patlardım. Haset ve kıskançlıkla öğrencisinin yıldız gibi yükselen kariyerini ayaklar altına alıp onu ezmek için ağzımı bir karış açık bırakan girişimlerde bulunan içi çürümüş öğretim üyeleri mi? Bana "Fişe ne kadar istersen yaz, açığın varsa kapat abla" diyen, ve çalışan insanların çoğunun bunu yaptığını söyleyen, ben "İyi de bu çalmak değil mi?" diyince "Aaa, doğru ya!" diyen taksi şöförleri mi? Peşindeki sapığından kurtulmak için polisten yardım isteyen teyzeye "Adamın kafasına odunla vur, sonra kendi üstünü başını parala, sonra da şikayetçi ol, içeri atalım" diye yalancı şahitlik etmesini salık veren polis memuru mu? Babaannemin evine davlumbaz takmaya gelip, hakkı olmayan bir şekilde ücret talep eden, üstelik davlumbazı takmış gibi yapıp giden servis elemanı mı? Hangi birini anlatayım? Lütfen "dünyanın çivisi çıkmış" demeden önce kendinizi gözden geçirin, doğru ile yanlış arasındaki sınır sandığınız kadar net değil. O sınırın üzerinde yürüyoruz. Ben de kendimi didik didik etmek üzere masaya yatırıyorum şu an itibariyle.
{}
3- Dilemma'da son durum: Tezi yetiştirmeye çalışırken ofise gelmek beni iyice baydı. Karar verdiğim gibi Mayıs'ta işten ayrılmak üzere harekete geçiyordum ki patron bu sefer de part time çalışmamı teklif etti. Cazip geldi, kabul ettim. Haftada 3 gün gelmek o kadar koymuyor. Bilmiyorum korkaklık mı ediyorum? İnternetten Londra'da ev baktım, tahmin ettiğimden de pahalıymış. Çalışma iznim falan da yok yani. Birkaç yıl oraya göçeyim istiyorum, yol yordam bilen var mı?
{}
English translation: Remember my dilemma? Just as I was getting ready to finally quit my job, my boss offered me part time. I was already freaking out about the recession so I said yes. I don't know if I'm doing the right thing or just being a coward. I went online househunting in London and it is even more expensive then I expected. Not to mention I don't even have a work permit. I wanna hang out there for a couple of years, any ideas on how I can make this work?